3 Nisan 2010 Cumartesi

THE LEGEND: Gerçekten Bir Efsane...



"The Story of the First King's Four Gods" ya da "Tae Wang Sa Shin Gi" adıyla da bilinen 24 bölümlük tadından yenmeyen Kore dizisi. Son zamanlarda izlediğim hatta değiştiriyorum izlediğim Kore dizileri arasında benim için 1. sırada yer alan bir seri. Her dizinin, eğer seçerek izliyorsanız, insanın kalbindeki yeri ayrıdır tabii ki ama The Legend, hikayesi, kurgusu, müzikleri, anlatım dili, karakterleri, renkleri, estetiği ve diğer öğeleriyle başka bir şey...Tarihi hikayeye mitolojik öğeler eklenip, hafif fantastik sahnelerde efektlerlerle desteklenince ortaya süper bir iş çıkmış. Kadroda Bae Yong Joon gibi isimleri barındırmakla birlikte karakter kurguları da oldukça sağlam ayrıca kadroyu yaratan kişi ya da kişiler ayrı bir tebriği hak ediyor.

Atmosferi, karakterleri, koreografileri, müzikleri ve kurgusu ile insanı alıp götüren dizinin tek eksik noktası finali. Kötü olduğundan değil de sanki çok aceleye getirilmiş gibi durması, bu nedenle hem tadı damağınızda kalıyor hem de muhteşem giden bir kurguyu sanki biraz havada bırakıyormuş hissi yaratıyor. Buradan sesleniyor ve aynı zaman da çemkiriyorum ve "eyyy Jumong' u 72 , Muhteşem Kraliçe' yi 62 bölüm çekenler, bu dizi 24 bölümde bitirilir mi ???" diye isyan ediyorum. Gerçi öğrendiğime göre çekimler esnasında Bae Yong Joon - güzel adam bu arada - sakatlandığı için seri erken bitirilmiş ama bir devam durumu olması söz konusuymuş. Umuyorum...

Müzikleri neden bu kadar şahane diye sorarken, OST un Joe Hisaishi imzalı olduğu cevabını aldıktan sonra aynı soruyu sormadım tekrar. Ost ta ayrıca bir adet DBSK ve Jun Suh parçası da bulunmakta ki nefis. Birde bu harika ve enfes müzikler, güzel bir şekilde bölüm içinde ve kapanışlarda kullanılınca ortaya muhteşem güzellikler ve duygu dolu anlar çıkıyor :P

Buyrunuz DBSK'nin görüntüler eşliğinde ( spoiler sayılmaz) Thousand Year Love Song adlı parçası;



Bu da live performansı (Japonca);





Jumong, Denizler İmparatoru gibi dizileri izleyenlerin ekran başında gevrek gevrek gülmesine sebep olabilir bu dizi -acaba neden? - ancak bu dizileri beğenenler The Legend' dan çok hoşlanacaklardır.

Bu da Jun Suh kişisinin İngilizcesi approval olan şahane parçası. Spoiler olmasın diye bu versiyonunu buyrunuz;




Hikaye anlatılan eski bir efsaneye göre kurulmuş. Buna göre yıllar önce ateş gücünü kontrol eden ve muazzam gücü ile diğer tüm kabileleri himayesine almış olan Kaplan Kabilesi ve onlara karşı direnen Ayı Kabilesi arasındaki savaşlar nedeniyle dökülen oluk oluk kana dayanamayan Hwang-woong (cennet kralının oğlu) dünyaya iner. Ateş Kabilesinin kutsal rahibesi, en büyük savaşçısı ve ateşe hükmeden Kajin' den ateş gücünü alır ve bunu Anka' nın içine saklar. Anka' nın kalbini Ayı Kabilesinden koruması için Sae-oh' a verir. Kajin savaşta ölümcül bir yara aldığında Hwang-woong Kajin'i iyileştirir: Bundan çok etkilenen Kajin savaşı durdurmak için kabilesini engellemek ister hatta bu uğurda kendi kabilesindekilere kılıç kaldırır ancak neticesinde kaçarak Hwang-woong' a sığınmayı düşünür, tabii aşıktır kendisine ancak vardığında Hwang-woong' un Sae-oh a aşk-ı ilan ettiğini görür. O zaman derin bir hayalkırıklığı ve kıskançlık yaşayarak, Kaplan kabilesine tekrar geri dönerek savaşmaya başlar. En sonunda Ayı kabilesine saldırılar ki bu esnada Sae-Oh hamiledir. Gelişen olaylar sonucunda Kajin Sae-Oh' un bebeğini alır ve karşılığında Anka' nın kalbini kendisine vermesini ister. Buluşma yerine giden Sae-Oh vermeyi reddedince Kajin, Hwang-woong ve Sae-Oh' un bebeği uçurumdan atar. Bu anda Sae-Oh kendini ve taşıdığı gücün kontrolünü kaybeder. Bebek Hwang-woong tarafından kurtarılmış olmasına rağmen, Sae-Oh dünyayı yok edebilecek kadar güçlü ve öfkesini kontrol edemediği Ankaya dönüşmüştür bile. Sonuçta, Hwang-woong un kendisi ile birlikte dünyaya yanında getirdiği üç koruyucu Yılan kaplumbağa, Mavi ejder ve Beyaz kaplan da Ankayı durdurumaz çünkü onu ancak onu yaratan Hwang- Woong yok edebilir. Böylece Hwang- Woong sevdiği kadını kendi elleri ile öldürmek zorunda kalır. Bu trajik sahnenin üzerine Kajin de kendisini uçurumdan aşağı bırakır. Bunların üzerine Hwang- Woong dört sembolü mühürleyerek dünyada bırakır ve yıllar sonra Joshin Kralı dünyaya geldiğinde sembollerin uyanacağı, bu sembollerin kralı bulacağını ve bu kralın, kendisi gibi tüm halkları kutsal ağacın altında birleştirerek büyük imparatorluğu kuracağı kehaneti ile birlikte cennete geri döner.Akabinde yaşananlar bu efsaneye dayanarak ilerler ve tadından yenmez 23 bölüm birbirini izler. Bu hikayede bile aslında durumlar o kadar objektif ve iç içedir ki siyah ya da beyaz diyebilmek zor, bu da olayı daha da güzelleştiren bir faktör.

Joe Hisaishi' den bir güzellik. Dizi görüntüleri eşliğinde (pek spoiler içermez ama takıntılıysanız gözlerinizii kapatıp dinlemenizi öneririm :) )






Neyse, gelelim karakterlere. Mümkün oldukça geyik yaparak spoilerdan uzak kalalım.

Dam - deok : Çok birşey demeyeceğim - denmesi gerektiği halde - ama eklemeden geçmeyelim Bae Yong Joon güzel insan.

Sujini: Eğlenceli abla. Velet hali de oldukça sevimli. Dizinin eğlenceli ve hafif alkolik karakterlerinden diyeyim.

Kiha: Sanırım beni en etkileyen karakterlerden bir tanesi. Gerçekten kendi kelimeleriyle bu hayatında çekmediği acı kalmadı ancak bir o kadar da güçlü bir kadın. Düşünülebilir gerçekten cennetin hazırladığı senaryodaki piyonlardan biri mi?

Hogae: Bu adam herşeyden önce dominant anne sendromunun kurbanlarından bir tanesi. Annesi ile babası yaktı bu çocuğu. Süper kahramanlardan ancak yaşadığı olay hayatını değiştirince o nazik ve sevimli Hogae' den uzaklaşıp, hayatını intikam üzerine kurması acı verici. Damdeok ile ilişkisi etkileyici. Kendini kaybettikçe, intikam ateşi ile birlikte hayatını annesi ve sevdiği kadın uğruna yakması ve diğer yandan bunun farkında olması trajik. Hogae olmadan bu dizi belki de bu kadar harika olmazdı.

Hyeongho: Dizinin akıl ustalarından. Sujini' nin ustası. Geomul adlı masalımsı köyün başkanı. Ara sıra sinir bozucu olma kapasitesine rağmen serinin bilgesi.

Cheoro: Bu elemanın hikayesi de başka yan bir hikaye olma kapasitesinde. Serinin cool karakteri. Buna rağmen insanda tebessüm yaratma potansiyeline sahip. Saçları da çok güzel :)

Jumuchi : Hastası olduğum karakterlerden. Dizinin en eğlenceli karakteri. Görüşünün aksine çok sevimli, çok eğlenceli aynı zamanda çok saf. Bir kral onun gibi bir dostunun olmasını her zaman ister.

Saryang : Saryang da serinin gizemli, cool karakterlerinden. Görünüşü ve maskesi ile karizmatik. Kiha' nın tek dostu olmuştur hayatı boyunca. Kiha' ya olan bağı etkileyicidir.

Daejangro: Kötü adam ama çok karizmatik aynı zamanda. Tek başına her şeye meydan okudu amca. Çok güçlü, akıllı, kontrol ustası. Ben de binlerce yıl yaşasam o kadar güçlü olur muyum acaba? Öyle bir karakter ki tüm nefreti üzerinde toplayabildi.

Yeon Garyo: Hogae' nin babası. İçindeki hırs kendini ve oğlunun başına nice belalar açtı ancak kızamıyor insan çünkü der ki; "ben kendi seçimimi yaptım". Dam- deok' a yazdığı mektup isyan doludur bir nevi: "Eğer cennet tüm senaryoyu yazdıysa peki insanın özgür iradesi ve bilinci nerededir? Ben cennetin buyruklarına bağlı olarak değil, kendi hür iradem ile seçimimi yaptım". Şimdi bundan sonra bu adama kızılabilir mi?

Komutan Go:Sadakatin ve onurun diğer bir adı. Zaman zaman kısıtlı görüşlere bağlı kalsa da endişelendiği tek nokta majestelerinin güvenliğidir. Cesur bir savaşçı. Ciddi bir şahsiyet olmasına rağmen bir yerde yaptığı espriyle Dam Deuk ve Cheoro' yu gafil avlamayı başarmıştır duruma kendisi bile şaşmıştır.

Bunlar karakterelerin sadece çok az kısmı. Daha nice karakterler var Ba son, kabile şefi amca, şef amcanın oğulları gibi... Hepsi de ayrı ayrı renkler...

Gerçekten ortada eski bir efsane, rivayet edilen cennetten inecek bir kral, bildiğimiz insanoğlu ve insanı insan yapan değerler, bir yerde ilahi güç bir yerde buna bazı nedenlerle isyan eden insan bilinci, aşk, samimiyet, dostluk, kin, nefret ve cesaret, güven gibi pek çok unsuru güzel şekilde harmanlamış bir kurgu. Kader ya da insanın yazgısı varsa ve o insan o tahtada ki bir piyonsa eğer kötü sayılabilir mi? Her şeyi iyi niyetle yapmak kolay ve mümkün olabilir mi?

Tüm bunların yanında karakter ilişkileri, konunun akıcılığı, zenginliği dikkate değer ve aksiyon sahneleri gayet göze hitap eder biçimde.

Bu da bonus -aksiyon sahneleri demişken :P- yine Ost tan ve belirli kareler eşliğinde;




Fazla uzatmayayım zira spoilerlara girmeden noktalayayım istiyorum. Sonuç olarak tüm öğeleriyle birlikte su gibi akıcı, kendini izleten bir seri çıkmış ortaya. Çok para harcandığı söyleniyordu ama sonuna kadar hak etmiş diye düşünüyorum. Özellikle beğendiğim bir kaç bölüm var ki belki ileride onlara ayrıca değinirim tembellik denen canavara mağlup olmazsam.

Değişik ve akıcı bir seri izlemek isteyen - ve özellikle tarihi serilere ilgisi olan - herkese tavsiye derim. İzleyin, izleyin,izleyin...



http://www.youtube.com/watch?v=jDwVt0Nmpr8

http://www.youtube.com/watch?v=nE_iUMEJqi4&feature=related

http://www.youtube.com/watch?v=NRNkYXpveRA&feature=related

http://www.youtube.com/watch?v=EoeNgXdI1lY&feature=related

http://www.youtube.com/watch?v=4MUAzIsVYO4&feature=related

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...