13 Şubat 2011 Pazar

Uragiri wa Boku no Namae wo Shitteiru: Luka....



Öncelikle çat diye konuya girip bu seride bir Luka güzelliği gerçeği var diyorum.

Sonra birşey olmamış gibi yazıya devam ediyorum. Mangadan uyarlanan ve bildiğim kadarıyla mangası hala devam eden bu uyarlama için yine çoğunlukta olduğu gibi bu yazıda da animesini ele alıyorum ve yazacağım herşey tamamen mangasını okumamış ve bu nedenle değerlendirmesi tamamen bu 24 bölümlük anime serisi üzerinden olan birisi olan bana ait.

Efendim konuyu özetlemek zor geliyor ama kısaca anlatayım. Bir adet çocuğumuz var yaş 16 falan, yetimhanede abisi kadar yakın olan Kanata ile büyüyorlar sonra bu evladımız doğaüstü güçlerini hafiften keşfediyor. Yok bu böyle kılıçla etrafa dalmıyor ya da hayalet falan görmüyor. Daha çok iyileştirme yetisi ve dokunduğu insanların hislerini hissedebilme yeteneği olduğunu anlıyor. Günlerden bir gün yetimhaneye bir adam geliyor ve Yuki (yani esas oğlan) benim kardeşim diyor ve Yuki' ye "gel benimle yaşa" diyor. Saf oğlanımızda "olur" diyor. Burada diğer karakterlerle tanışıyor.

Bu seri de pek çok seride olduğu gibi aslında bir nevi iyi -kötü çatışması üzerine. Duras ve türevleri kötüler ordusunu zweilt ve insanlar iyiler tarafını oluşturuyor. - rezil özet konusunda çığır açıyorum - Falan filan ... İşte aslında zweiltler reenkarne oluyorlar ve bulundukları bu dünyada hepsi 16 -18 yaş aralığında (çoğunluğu diyeyim ayıp olmasın) çıtır ve güzel oğlan ve kızlar görünümünde. Duraslar opastlar karizma zaten.

Neyse.... İşte aslında Yuki' nin aslında God' s Light olduğu söyleniyor ve tüm zweiltlerin hayatının merkezini oluşturuyor...

Konu bana kalırsa fena değil. Merak uyandırıcı bir kaç bölümle ilgi yaratıyor sonra tempo düşüyor sonra biraz hareketleniyor sonra yine düşüyor kısacası gelgitli bir seri. Onun için fazla bir beklenti ile izlememek lazım bana kalırsa.

İyi yanlarına değineyim tabii ki türünün de etkisiyle görselliği hem karakterleri hem renkleri açısından. Renkler ve fonlar genelde güzel. Karakterler birbirinden şekil. En şekili Luka o ayrı bir konu zaten. Bunun dışında kayda değer yanı bir önceki hayatında kadın olan fakat bu sefer erkek olarak hayata gözlerini açmış olan Yuki ile Luka' nın ilişkisi. Shounen ai lığında falan değilim de anime süresince anlayamıyoruz ne olmuş bu ikisinin arasında, Yuki niye ölmüş, neden erkek olarak reenkarne olmuş, Yuki neden Luka' yı ya da geçmişine dair en ufak bir ayrıntıyı hatırlamıyor. Belki de anlaşılıyordur da ben anlamadım, bu da olabilir. Bir diğer nokta bir çift olarak savaşan ve genelde öyle takılan zweiltler ve bunların kendi aralarındaki bağlılıkları ve ilişkileri ve genel olarak birbirleriyle olan ilişkileri. Bazen etkileyici olabilme potansiyeline sahip olabilmekle birlikte hep acıların çocuğu durumundalar."Yuki", "Yuki" diye boş boş sayıkladıkları zamanlar yerine biraz daha ilişkilerini derinleştirmeye ya da geçmişleri daha etkileyici ve ayrıntılı verilmeye çalışılsaymış eldeki malzeme daha etkileyici olurmuş bence. Haa kötü mü bu haliyle değil ama iyisi de olabilirmiş. Daha sonra Takashiro - Reiga olayı var şu Reiga' nın kırılma olayını daha net anlatsalarmış daha vurucu olacakmış. Neyse... Görsellik iyi. Açılış ve kapanış parçaları ikişerden dört Rayflower' a ait. Fena değiller.

Açılış parçaları:

"Uragiri no Nai Sekai Made" (裏切りのない世界まで)

"Inishie" (イニシエ)"

Kapanışlar:

"Aoi Ito" (蒼い糸)

"Kizuna" ()


Bölüm içi müzikleri de hoş. Onlarda Kaida Shogo ya aitmiş.

Güzel yanlarından bir diğeri de tanıdık seiyuuları duymak.




Karakterlere her zamanki gibi sığbakışı olarak bakarsak;

Yuki: Esas oğlan. Geçmişte kadın. Tanrı' nın ışığı, etrafındaki herkesin dünyasının merkezine aldıkları kişi. Diğerlerinin acısını alırken kendi acı çeken karakter falan. Kanata ile abi-kardeş gibi büyüyorlar. Sonra Luka ile geçmiş yaşantısından gelen ilişki ve bağı bulunmakta.

Luka: Bir kere çok cool. Aslında bir Duras en güçlülerinden. Sonra Yuki nedeniyle tarafına ihanet edip Yuki' nin tarafında saf tutuyor. Çok sadık. Yuki' ye yıllar önce "nolursa olsun seni bekleyeceğim, nasıl dönersen dön ruhunu bulacağım" diyerek verdiği sözünü tutuyor. Cool, Cool, Cool... başka da bir şey demem.

Reiga ve Takashiro: Ben bunları çift yaptım yani öyle çift değil ama geçmişte yakın arkadaş olmaları ve güç dengesi nedeniyle eşit olmaları nedeniyle. Biri bir tarafta diğeri diğer tarafta anlaşılacağı gibi. Geçmişlerinde bana kalırsa bir de Yomi muhabbeti var da neyse :P Takashiro başta oldukça gıcık - ama taş - amacım için kurban da veririm sertliğindeyken sonraları hafiften yumuşuyor sanki ama onunla ilgili bazı sorularda havada kalıyor anime serisi içinde.

Shusei - Hotsuma: Zweilt çifti. Hotsuma sinirli, ters ve kafası kıt çalışan aynı zamanda bilgisayar oyunu manyağı bir genç iken Shusei bu çiftin daha hassas, daha akılcı ve daha duyarlı olan tarafı.

Tsukumo - Toko: Abla - kardeş zweilt çifti. Bunlar da birbirlerine çok bağlı. Toko daha eğlenceli ve salak iken Tsukumo ikilinin daha akılcı ve sessiz sakin tarafı

Kuroto-Senshirou :Bunlarda sonradan ortaya çıkan başka bir çift. En hazin hikaye sanırım kuroto' nun hikayesidir.

Tachibana Giou: Twilight Mansion' da ki en eğlenceli karakterdir sağolsun.

Serinin olumsuz yanlarına gelirsek ilk söylenmesi gereken sonudur. Herşey havada kaldı bana kalırsa sürekli bir savaş, savaş, savaş lafı ortada ama sonu yok. Bir çok soru havada. En heyecanlı bölümler sanırım Cadenza, Reiga ve zweiltlerin tapınak gibi alanda toplaştığı bölümdür. Bir de Reiga' nın bariyerine daldıkları bölüm (aksiyon açısından). Konu ilgi çekici olmasına rağmen tam işlenememiş gibi. Diğer nokatada karakterler arasındaki ilişkilerin düzgün ele alınamamış olması. Hepsi hazin hikayeler tamam da bir süre sonra oldukça tahmin edilebilir falan...

Ayrıca Eelegy ve Cadenza bu kadar maymun edilebilirdi.

Sonuç olarak fazla beklentiye girmeden vakit geçirmek için izlenebilecek bir seri. Olumlu yanlarından bir tanesi de kolay izleniyor olması. Çok durağan olmadığı için sıkılmadan izlenebiliyor. Bazı aksiyon sahneleri tatmin edici.


Luka dışında en sevdiğim karakter olarak Sodom u seçtim kendime ayrıca ortama renk, neşe ve eğlence getirmesinden ötürü bir Shusei, Tsukumo (ki zweilt ler içinde en efendisi olarak ilan ettim kendisini) ya da Hotsuma kadar güzel olarak görünmese bile Ashley' i tebrik ediyor, gözlerinden öpüyorum :P


5 yorum:

Oh Yoon Joo dedi ki...

Şans eseri bulduğum bir anime ^^Yazını izledikten sonra gördüm maalesef. Senin yorumların ışığında izleyip, izlememek iyi mi kötü mü bilemedim şimdi^^ Gerçi Luka'ya duyulan his aynı <3 Sodom'a da öyle hehe
Ben özellikler açılış müziklerini çok sevdim. Çizimlerde çok iyiydi. 13. bölüme kadar indirip devamını indirmeyi unutmuşum :D 13. bölümün sonuda maşallah Kore dizisi gibi bittiğinden bir yanım eksik kalmış gibi hissetmiştim. 2. sezonu var mıdır diye baktığımda devamı olduğunu gördüğümden finali o kadar dokunmadı bana galiba ^^ (Her işte vardır bir hayır diye buna deniyor demek ki)

Oh Yoon Joo dedi ki...

Bu arada anime hakkında bende bir yazı yazdım ilgini çekmesini umuyorum kuzu ^^

http://bez-cadilari.blogspot.com/2011/09/uragiri-wa-boku-no-namae-wo-shitteiru.html

Tawannanna dedi ki...

:)) Luka nasıl bir şey ya? neredeyse tek başna izletecek seriyi. bir de o da etrafındakilerin zombiye bağlamış moduna dönüp onlar gibi yuki yuki diye sayıklamasa dah iyi olacakmış

River dedi ki...

bloguna ilk girdiğim gibi şu yazın ilgimi çekti biliyor musun? yandan, yana bana göz kırpıyor gibiydi, o kadar nostaljik ama hoş bir his barındırdı ki, dayanamayıp açtım sayfayı. bu animeyi oldukça fazla sevmiştim. bilhassa, yılına göre (hatta yılı demeyim çünkü çizimlerini hâla çok severim) çizimleriyle müzikleri harikaydı. elbet konusu da öyle. Luke ile Yuki'nin geçmiş ve şimdiki yaşantılarını gördüğüm an (Luka'nın yine onu korumaya çalışması vs.) o kadar duygulanmıştım ki, bu yönden sevgiden ziyade birine verdiğin değeri fazlasıyla işleyip en güzel biçimde konuda yansıttığını düşündüğümden serinin ayrı bir yeri olmuştu. Luka değilde, en çok Tsukomo karakterini sevmiştim. chibi halleri de ayrı sevimliydi. ^^

Tawannanna dedi ki...

Yazının bu şekilde denk gelmesine ve böyle bir his uyandırmasına sevindim :)) (ayrıca böyle güzel bir yorum için de teşekkürler^^) Bu anime görsel açıdan başarılı bir animeydi. Konu açısından da oldukça kayda değerdi. Şimdi bakınca oldukça sitemkar bir yazı olmuş fakat sitemim daha iyi olabilecekken bu kadarı ile yetinmiş olmalarına.

Yuki-Luka ilişkisinin adı ya da tanımı nedir bilemiyorum (bu derece bir adanmışlık ve bağlılık açısından) ancak ikisi arasındaki bağ özel ve kuvvetli, güzellik katıyor. Tsukumo - Toko ikilisi bütün olarakta çok keyifli ama Tsukomo da sevilmeyecek gibi değil ^^

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...